Bugun...
SON DAKİKA

‘En çok sanat kazandırır’

Sanat dünyası son günleri büyük bir heyecanla geçirdi. Bu yıl 13’üncüsü düzenlenen ‘Contemporary İstanbul’un getirdiği coşku, Türkiye ve dünya sanatında yine büyümeye devam etti. Binlerce insan, uluslararası sanatçıların eserlerini yakından görme imkanı buldu. Bir buluşma noktası olan fuar, aynı zamanda sıcak satış için de önemli bir alan olarak dikkat çekiyor. Fuarın getirdiği coşkuyla sanat dolu günler hız kesmiyor. Pek çok etkinlik, bu yıl sanat piyasasını ısıtmaya devam edecek.  Peki ama bir sektör olarak sanatta neler yaşanıyor? İşte bu soruya yanıt aramak için, Türkiye’nin önemli sanatçılarının kapılarını çaldık, evlerine, atölyelerine konuk olduk ve bu piyasayı onlardan dinledik.
facebook-paylas
 Tarih: 29-09-2018 12:58:22

‘En çok sanat kazandırır’

Özel müze anlamında Türkiye’deki ilklerden biri de ‘Devrim Erbil’ adına kurulacak müze olacak. Erbil, ‘halı’ aşkını da müzede özel bir bölümde gösterecek. Suadiye’deki atölyesinde Milliyet’i konuk edip, resimlerinden ‘yarım kalan işlerine’ kadar her şeyi paylaşan Devrim Erbil, sanatın getirisi konusunda iddialı: “Bütün dünyada para getiren döviz, altın, faiz gibi tüm ürünlerin içinde sanata yatırım en çok gelir getirendir.”

- O kadar çok sorum var ki size...

Hepsini yanıtlarım. Büyük bir zevkle. Ama önce ben size mesela şu 1 haftamı anlatayım da gerçekten nasıl çalışıyorum,neler sığdırıyorum bilin.

16 Eylül doğumgünümdü. O güne bir kitap tanıtımını denk getirdik. Devrim Erbil: Şiir ve Düz Yazılar, editörü Günseli İnal. Burada iki kutlamayı birlikte yaptık. 18’inde Yalım Alpay’ın kitabının tanıtımı oldu. 19’unda Contemporary İstanbul başladı. Bütün resimlerim oraya özeldi. 20’si sabahı Bursa’ya gittik bir sergi açtık. Yine fuara geldik. Şimdi bile 12 saat rahatlıkla çalışıyorum. İnanın bazen yemek yerken elim titriyor ama resim yaparken titremiyor.

Hep böyle mi çalışırdınız?

Bu tempo benim yaşamımın değişmez temposu. Bundan 30 sene önce bir galeride sergi açıyorum, rahmetli Bülent Özer geldi, “Her şey çok sevildi ama bir eleştiri var, sizin için çok üretiyor diyorlar” dedi. “Bak bülent” dedim, “Ben akademide hocayım, müze müdürüyüm, daha onlarca işim var. Günde ortalama dört saat çalışırım. Eğer benim bu dört saatle ürettiğim çok geliyorsa, diğerleri hiç çalışmıyor herhalde.”

Fuarda sizin için sıra vardı?

Bir dostumun oğlu orayı görmeye gelip, bana dedi ki, “Hocam sizin resminizi anlayan da seviyor anlamayan da.” Bu çok önemli benim için. Çok doğru. Benim bu avantajım var. Belli bir duyarlılık noktasında insalarla birleşiyoruz.

Sorumluluk hissi oluyor mu?

Sizden resim alanlar, sizin isminizi sürdürdüğünüzü görmek istiyor. O yüzden her an çıtayı yüksek tutmak ve sürekli olmak zorundayım.

O halde önemli bir getirisi var?

Bütün dünyada para getiren döviz, altın, faiz gibi ürünlerin içinde sanata yatırım en çok gelir getirendir. Hele sanatçıyı iyi seçer, sanatçıyı iyi izler, sanatı iyi bilirseniz. O yüzden sanatın çok iyi bilinmesi, insanların kültürü bilmesi lazım. O halde o sanat eseri çok çok yükselebilir.

Piyasa ne durumda?

Ben mesela kendi adıma Amerika’da yaşıyor olsaydım, evet daha farklı olabilirdi. Sanat hiçbir şeye benzemiyor. Siz sanatçı olmak için uğraşıyorsunuz, didiniyorsunuz, sergiler açıyorsunuz, ne gelen var ne giden. Ne kadar dayanabilirsiniz, bu yüzden çok fire de verdik. Yaşaması kolay değil, bunun için ekonomi şart, mesleğini yapmak ya da yapamamak gibi bir durumla karşılaşıyorsunuz. İşte bu nedenle genç sanatçıya destek olmak lazım. Yeni isimler çıksın, dünya sanat piyasasına girsin. Ben bir eğitimci olarak 50 sene Mimar Sinan’da kaldım. Bir kişiye beş, on yıl emek veriliyor, kaybediliyor. Bana da, ona da, ülkeye de yazık.

Hep listelerdesiniz...

Evet öyle, ben de bu listelerde görüyorum. Tabii ki kazancımın büyük kısmını yine çalışmalarıma yatırıyorum. Sürekli resmimi alanlar var. Ama ben alamayanların üzüntüsünü taşıyorum. Bu nedenle sınırlı sayıda özgün baskıyı yapıyorum. Çok hikayeler var. Yazmalıyım belki.

O halde yazmalısınız...

Aslında belleğim iyidir. Ama tabii unutmadan yazmak istiyorum. Çok önemli, güzel öyküler var. Halkın sezgi gücüne inanıyorum, seviyorum.

Müze çalışmaları nasıl gidiyor?

Benim adıma bir müze yapılıyor. Beş proje var, birini seçeceğim. Her şeyinin içinde olacağım. Ünlü bürolar çizdiler, Haliç’te Vakıflar bir yer verdi. Eserleri de ben vereceğim. Bu amaçla, satılırsa, müzayedelerden geri aldığım eserler de oldu. Halılarım da müzede olacak.

Halı ilginiz çok ilginç geliyor...

Halı, Türklerin insanlığa armağan ettiği bir tekniktir ve kayboluyor. Çin’de bir kasaba Hereke halısı yapıyor, düşünün artık.  Müzeye koyacağım, kaç müze yapsam almaz. Özbekistan’da, Hindistan’da, İran’da, Türkiye’de dokunuyor. 100 kadar halım var. Sadece bir sergide Bülent Eczacıbaşı’nı kıramadım, bir tane ona sattım. Ben istiyorum ki yazarlar, şairler, ressamlar, mimarlar işbirliği yapsın. İnsan hayatıyla ilgili olan her şeyde... Mesela bugün bir operanın dekorlarını verseler ben yaparım, çok da iyi yaparım ama veren yok.

Başka fikirleriniz de var gibi...

Her yere ulaşmak istiyorum. Mesela şu anda benim eserlerim için besteler yapılıyor. Mehmet Ergüven organize ediyor, beşer dakikalık dört piyano sonatı hazırlanacak. Onlar bir cd olacak.

‘3 Erbil 3 Bakış’

Devrim Erbil 6 Eylül’de Balıkesir’de bir sergi açtı. Üstelik bu sergiyi, iki ressam kızıyla birlikte yaptı. ‘3 Erbil 3 Bakış’ adlı sergi büyük ilgi görüyor. 3 Erbil’in birbirinden bu kadar farklı yorumunu görmek için görülmesi şart. Çiğdem ve Renk Erbil’le hayata geçirilen sergi, 4 Ekim’de Gaziantep’te açılacak.

Erbil’in bir diğer önemli sergisi ise 3 Ekim’de açılacak. Erbil bu sergiyi göçle Türkiye’ye gelen ve kendisinin desteklediği bir heykeltraş olan Necmi Murat ile yapacak.

Eserler 3 yıl önceki fiyatlarla satılıyor

Sanatın ‘asi’ bir  dalında yaklaşık 50 yıldır eserler veriyor Seyhun Topuz. Üstelik heykellerini metalden yapıyor, renk katıyor. “Hâlâ şaşırıyorum heykel alanlara” derken, önemli koleksiyonlardaki eserlerini tek tek anlatıyor. Teşvikiye’de evinde buluştuğumuz Topuz, Milliyet’le yeni projelerini de paylaşırken, “Her bir eserimi alanın onu nereye koyduğunu bilirim, hatta gidip fikir veririm” diyerek bizi bir kez daha şaşırtıyor. 

- Contemporary İstanbul nasıldı?

13’üncüsü düzenlendi. Buradan bakışla gelenekselleşti ve sürdürülebilir hale geldi. Ben de gezme imkanı buldum. Her ne olursa olsun, sanat her zaman gücünü, zenginliğini gösteriyor. Gençler, iş insanları, aileler... Hepsi fuarda buluşmuştu.

Fuarların sanat piyasasına etkisi nasıl oluyor?

Onlarca sanatçı, onlarca galeri vardı. Üstelik pek çoğu dünyanın önemli başkentlerinden ve dört kıtadan gelmişti. Bunların Türkiye’de, İstanbul’da buluşuyor olması çok kıymetli bir iş.

Sanatın hangi dalı olursa olsun insan ruhunu besliyorlar. Buna ihtiyacımız var. Bu fuar elbette satışa yönelik, çok iyi sonuçları olduğunu umuyoruz.

Bu ortamda kapanan pek çok galeri var, böyle bir değişiklik sanatçılara galerilere böyle bir nefes verirse elbette çok memnun edici olur.

Yakın zamanda yeni gelişmeler duyacak mıyız sizden?

Şu anda Sabancı Müzesi’nin açık alanında işim var, sergileniyor hala. Kuzgun Acar anısına, galiba kasım ayına kadar uzayacak. Küçük bir sergi projem daha var. Onun üzerine çalışıyorum. 2019’da yine işler devam edecek.

İlgi memnun ediyor mu?

Çok önemli koleksiyonlarda işlerim var. Belki çok seçici olmamdan kaynaklanıyordur. Doğru koleksiyonerlerde işim olsun istiyorum. Mesela işlerim mezatlara girsin istemiyorum.

Neden? Duygusal bir bağ mı kuruyorsunuz?

Hayır aslında. Sadece değersizleştirilmesini görmek istemiyorum. Orada farklı bir dünya var. Ben doğru işlerin doğru yerlerde olmasını bilmek istiyorum. Bunun yanında tabii ki kendime ayırdığım işlerim var, pek çok hediye ettiğim işlerim var. Mesela satıldığında gidip nerede durduğunu da görmek isterim.

Nasıl yani?

Ben sanatçıyım. Bildiğim iş bu. Ama sanatın tüm kollarıyla mutlaka ilgim var, hobi olarak çok severim. Eserimin satışı aşamasında asla olmam. Ama satıldıktan sonra, bu benim bir tercihimdir. Hatta bir derlemem var bununla ilgili.

Bir de kitap yazdınız sanıyorum?

‘Koleksiyon’ adını verdiğim derlemede, koleksiyonlarına işlerimi dahil eden koleksiyonerlerin hemen hepsi ziyaret edildi, fotoğrafları çekildi. Kitabın devamı da gelmeli.

Bunu dünyada başka yapan var mıdır?

Sanmıyorum. Bir ara biraz araştırdım. Aslında bunun belgelenmesi çok önemli bir şey. Geride böyle bir belge bırakmak, bir hikaye oluşturmak benim için çok kıymetli.

Metal ve rengi de ilk bir araya getiren isimlerdensiniz...

Akademiden mezun olur olmaz işe demirle başladım. 47 yıl oldu. Türkiye’de ilk renk kullananlardanım. Geometrik formlar üzerine çalışıyorum. Her sergide farklı bir temayla buluşmayı, farklılığı olan işler yapmayı seçiyorum, bu da beni mutlu ediyor.

O halde dövizin dalgalanması sizi de etkilemiştir...

Etkilemez olur mu! Bakırda mesela çeşitli vergiler geldi. Fiyatı sürekli arttı. Elbette işlerim için çok para veriyorum, kazandıklarımı işime yatırıyorum.

Satışlar memnun ediyor mu?

Evet, devam edebildiğime göre, önemli işler yapabildiğime göre evet, memnunum.

Piyasayı müzayedeler mi belirliyor?

Müzayedeleri pek sevmiyorum. Kimi zaman fiyatlar çok yükselebiliyor. Sanatçı da durup dururken buna ayak uydurmaya çalışıyor. Gerçek fiyat bu mu, değil mi biz bilemiyoruz. Sağlıklı bulmuyorum.

Yatırım için ‘fırsat zamanı’ değerlendirmesi sanat piyasasını da kapsar mı?

Sanatı yatırım amacı olarak görenler için bazı avantajlar olabilir. Piyasadaki fiyatlarla ilgilenmiyorum. Bana soruyorsanız, ben üç yıl önceki fiyatlarda duruyorum.

Seyhun Topuz ile evinin duvarlarında yer alan eserinin yanında sohbet ettik.

İlk satışınızı hatırlar mısınız?

Uzun yıllar çalıştığım Maçka Sanat Galerisinde birkaç işim satılmıştı. İlk kişisel sergimdi. O zaman galeri bile birkaç tane. Bir de ülkemizde resim satılırdı da heykel hiç duymazdık, sergi yapmamış ömründe hocalarımız vardı.

Heykellerime gösterilen ilgi bugün hala beni şaşırtıyor. Müthiş haz duyuyorum.

Genç sanatçılar da bu piyasada önemli işler yapmaya başladı?

Buna çok seviniyorum. Ancak sanıyorum şu dönemde gençlerin en büyük problemi acelecilik. Aynı yollardan geçerken o kadar sabrettik ve çalıştık ki. Belki bunu biraz törpülemek lazım.

YARIN: ERGİN İNAN - AHMET GÜNEŞTEKİN

  Bu haber 22 defa okunmuştur.
  Kaynak: www.milliyet.com

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER EKONOMİ Haberleri
YUKARI YUKARI