Bugun...
SON DAKİKA

Eğitimde Disiplin

 Tarih: 28-09-2018 02:23:00  -   Güncelleme: 28-09-2018 11:42:00
Kemal Henteş

Eğitimde Disiplin ve Yeni Öğretim Yılı

Eğitime bütçeden ayrılan pay çoğaldıkça yapılan işler de nitelik kazanıyor. Son yıllarda ülkemizde gözle görülür bir iyileşme dikkatlerden kaçmıyor. Tubitak destekli İTÜ öğrencileri uzaya uydu fırlatmaya başladı bile.

Okulların fiziki yapıları değişti, hemen her okula bilgisayar laboratuarları kuruldu, ücretsiz ders kitaplarından tutun da, okullara devam etmeyen fakir öğrencilere, devamsızlık yapmamaları koşuluyla, devletin eğitim desteği devam ediyor, ailelerin paramız yok bahanesi kısmen de olsa ortadan kaldırıldı.

Öğretmen atamalarının yetersiz kaldığı yerlerde, geçici de olsa görevlendirilmeler yapılıp öğrenciler öğretmensiz kalmıyor.

Eğitimde öğrenci merkezli projeler hayata geçirilip öğrencilerin daha çok araştırma yapmaları ve daha çok kitapla, internetle tanışmalarının önü açılmış oldu. Proje ve performans ödevlerini aileler yapmaz da öğrencilerin yapması teşvik edilirse daha çok verim alınacağı da dikkate alınmalı.

Daha ilköğretimde bir öğrencinin ne tür bir liseye gideceğinin belirlenmesi çalışmaları başlarken, liselerde kendi alanlarında tercih yapmaları durumunda üniversiteye girişlerde ek puan verilmesi sevindirici gelişmeler. Öğrencinin yeteneğine göre bölüm seçmesi o kişinin harcanmaması demektir.

Bütün bu güzel gelişmeler olurken hiçbir sorun yok mu? Tabii ki var. 

Eğitimin fiziki yönündeki iyileştirmeler yavaş da olsa sağlandı.

Peki, bu kadar iyileştirme var ve neden hala istenilen seviyeye bir türlü ulaşılamıyor?

Bunun çok yönlü sebepleri var, örneğin; sınavlarda sıfır çeken öğrenci sayısı artarken Milli Eğitime yüklenenler öncelikle şunu iyi bilmeliler: İlköğretim kesintisiz ve orta kısım zorunlu hale geldikten sonra, hiçbir alt yapı çalışmaları yapılmadan uygulamaya konulduğu için, derslerle ve okulla hiç alakası olmayan öğrencileri okulda tutmak ve zorla o öğrenciyi okutmaya çalışmak, bazı istisnalar dışında faydadan çok zarar verdi. Hem çocuklara, hem de bulunduğu okula? Otuz kişilik sınıflarda en az beş öğrenci, o sınıftaki diğer öğrencilerin sağlıklı eğitim almasına zarar verdi. İlkokulu bitirip, bir meslek edinmesinin önü de kapatılınca, hem mesleksiz işsiz meydana geldi hem de okullar disiplinsiz hale sokuldu.

Okullar yönetilemiyorsa, asayiş sorunları almış başını gidiyorsa, yöneticilerin disiplinle ilgili ?babadan kalma yöntemlerle? hareket etmesi ve bu yolda gerekli psikolojik eğitimi almaması önemli bir etkendir. Zorla okullara getirilen öğrencilerin de disiplinin bozulmasındaki payı da göz ardı edilemez.

Milli Eğitim Bakanlığının bu sorunlara acilen müdahale etmesi gerekmektedir. Her okula bir polis memuru, bu işi çözmeyecektir.

Disiplin sorunu fazla olan okullarda yöneticileri, öğretmenleri ve sorunlu öğrencilerin velilerini ciddi bir eğitime tabii tutmaları kaçınılmazdır. Dersleri dinlemeyen, sürekli sorun çıkartan öğrencileri, ders dışı etkinliklere (spor, gezi vs) yönlendirmek, sivil toplum kuruluşları (Sendika, Meslek Odaları, Rehberlik Araştırma Merkezleri vs.) ile koordineli yapılacak çalışmalarla bu öğrencilerimizi anladıkları dilden eğitmek gibi projeler okullarımızı eğitim yuvası haline getirebilir.

Sorun varsa çözüm de var demektir ve hiçbir sorun çözümsüz değildir. İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri pilot okullar seçerek bu uygulamayı başlatabilir. Müfettişler ve bu alanda eğitim görmüş yöneticiler veya öğretmenlerin de katkısı sağlanarak, bu tür sorunların çözümüne katkıda bulunabilirler.

Okullardaki bu disiplinsizlik belli bir zaman sonra önlenemeyecek düzeye ulaşırsa, yara derinleşirse, ülke kalkınması ve ülke huzuru için en önemli etken olan eğitim iyice çökecektir. 

Hiçbir çaba boşa gitmez, yeter ki biz bir şeyler yapmak için kolları sıvayalım.

Tüm eğitim camiasının yeni eğitim-öğretim yılını kutluyor, sorunsuz bir yıl geçirmelerini temenni ediyorum.

  Bu yazı 30 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI